

Destek kurumu
Süre
Birim
Skuamöz hücreli penis karsinomları (PSHK), nadir görülmekle birlikte özellikle gelişmekte olan ülkelerde önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. PSHK’de prognoz esas olarak TNM evresi, histolojik grade ve lenf nodu tutulumu gibi klasik klinikopatolojik parametrelere göre belirlenmekte, ancak aynı evre ve grade’e sahip hastalar arasında dahi belirgin sağkalım farklılıkları görülebilmektedir. Bu durum, moleküler biyobelirteçlerin risk sınıflamasına entegre edilmesine duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır. p53 ve p16 (INK4a) yolaklarının PSHK patogenezindeki rolleri literatürde giderek daha fazla vurgulanmakla birlikte, bu belirteçlerin birlikte değerlendirildiği, standardize immünohistokimyasal skorlamaya ve transkriptomik doğrulamaya dayalı çalışmalar sınırlıdır. Bu proje, söz konusu bilgiyi genişletmeyi ve ülkemizden iyi tanımlanmış bir kohortla literatüre katkı sunmayı amaçlamaktadır.Çalışma patoloji kliniği arşivinden seçilecek 50 PSHK olgusuna ait parafine gömülü tümör dokuları üzerinde yürütülecek retrospektif bir tasarıma sahiptir. p53 ve p16 (INK4a) immün ifadeleri standart immünohistokimya protokolü kullanılarak araştırılacak ve patoloji uzmanı tarafından histoskorlama yapılarak değerlendirilecektir. Elde edilen skorlar; histolojik alt tip, T ve N evresi, grade, lenfovasküler/perinöral invazyon, cerrahi sınır durumu ve uygun olduğunda sağkalım gibi klinikopatolojik verilerle istatistiksel olarak ilişkilendirilecektir. Ek olarak, halka açık RNA-seq/mikrodizi veri setleri RStudio ortamında analiz edilerek TP53 ve INK4 gen ailesinin ekspresyon profilleri, ilişkili biyolojik yolaklar ve olası PSHK’ye özgü moleküler imzalar araştırılacaktır. Beklenen çıktılar arasında, p53 ve p16 (INK4a)’nın PSHK’de bağımsız veya kombine prognostik belirteçler olarak kullanılabilirliğine ilişkin yeni kanıtlar, TP53/INK4 eksenine ait aday moleküler imzaların tanımlanması ve en az bir ulusal hakemli dergi makalesi ile bilimsel kongre sunumu yer almaktadır. Uzun vadede, elde edilecek bulguların PSHK’de risk sınıflamasının iyileştirilmesine, tedavi stratejilerinin bireyselleştirilmesine ve daha geniş ölçekli prospektif çok merkezli çalışmalara zemin hazırlaması beklenmektedir.