

Destek kurumu
Süre
Birim
İletişim faktörünün insan hayatında vazgeçilmez bir unsur olması, sözlü kültürün yayılmasına etki etmiştir. Sözlü kültürün ortaya çıkardığı eserlerinden biri olan masal, sözlü kültürde uzun süre varlığını sürdüren edebî türlerden biridir. Bir edebî tür olarak masallarda verilmek istenen mesajların anlaşılabilmesi için çeşitli kuramlar ortaya atılmıştır. Bu kuramlardan biri belki en önemlisi metin merkezli halkbilimi kuramlarından olan yapısalcılıktır. Vladimir Propp, Rusya’nın en önemli halkbilimcisi ve yapısal kuramın öncüsüdür. Propp’un masalların diğer türler gibi yapısal özelliklerine göre değerlendirilebileceği görüşünü ortaya koyan çalışması, 1928 yılında yayımlanmıştır. Propp’un çalışmasında masalları şekil ve yapı özelliklerine göre incelemesi, onu diğer yaklaşımlardan bir adım öne taşımıştır. Masalların yapısal olarak çözümlenmesi metne farklı bir açıdan bakmayı sağlamaktadır. Bu araştırma önerisi çerçevesinde Propp’un masal çözümleme metodu ile bir mesneviyi incelemek amaçlanmaktadır. Mesnevi; klasik Türk edebiyatında uzun maceraların hikâye edildiği, beyitleri kendi içinde kafiyeli olduğu için şairlerin istedikleri konuyu uzun uzun kaleme almalarına imkân veren, beyit sınırının olmadığı bir nazım şeklidir. Bir nazım şekli olması nedeniyle sanat yönüyle ön plana çıkan ve okurun edebî zevkine de hitap eden mesnevilerin teması, aşktan tasavvufa kadar her konuyu içine alır. Mesnevi türlerinden olan iki kahramanlı aşk mesnevileri, içerdiği maceralı kurguları itibariyle masal türünün özelliklerini taşımaktadır. Propp’a göre masallarda sabit ve değişken unsurlar vardır. Kişilerin eylemleri değişse de işlevlerinin değişmeyeceğini ifade eden Propp, metodunu 31 işlev üzerine kurar. İki kahramanlı aşk mesnevilerinde de değişmez unsurlar bulunmaktadır. Mesnevilerin Propp yöntemine göre çözümlenmesi hakkında Türk edebiyatında dört çalışma bulunmaktadır. Bu araştırma önerisinin (a) özgün değeri Şeyhî’nin “Hüsrev ü Şîrîn”ini Propp’un yöntemine göre incelemektir. Bu mesnevi, daha önce Propp yöntemiyle masal unsurları ön plana çıkarılarak incelenmemiştir. “Hüsrev ü Şîrîn” hikâyesinin Fars ve Türk edebiyatlarında önemli bir yeri vardır. İlk defa Firdevsî’nin “Şehnâme”sinde geçen bu hikâye, daha çok Nizâmî’nin eseriyle tanınmıştır. Türk edebiyatında ilk defa Fahrî(14.yy) tarafından tercüme edilen bu eserin en güzel örneği Şeyhî(15.yy) tarafından verilmiştir. Türk edebiyatında bu hikâyede her ne kadar aşk teması ön planda işlense de arka planda mücadele ve olağanüstülüklere yer verilmiştir.