

Destek kurumu
Süre
Birim
CRISPR/Cas9 gen düzenleme sistemindeki teknolojik gelişmeler sayesinde gen terapisi gittikçe ilgi çeken ve birçok hastalık için umut vaat eden potansiyel bir tedavi yöntemine dönüşmektedir. Cas9 enzimi aracılığıyla DNA?nın hedeflenmiş bir dizisinin düzenlenmesi esasına dayalı olan bu teknoloji üzerine çalışmalar her geçen gün artmaktadır. Gen terapisinin klinik olarak uygulanabilmesi ve ulaşılabilirliğinin artması için ilgili genetik materyalin hücreye transferi ve hücre içine alınması üzerine deneysel çalışmaların yapılması, optimize edilmiş taşıyıcı vektörlerin geliştirilmesi gerekmektedir. CRISPR/Cas9 taşıyıcı sistemler viral ve nonviral vektörler olarak ikiye ayrılmaktadır. Viral vektörler, genellikle daha etkili olmakla beraber düşük yükleme kapasitesi, immünojenite ve potansiyel genotoksisite gibi bazı dezavantajlara sahiptirler. Ayrıca, kullanılan viral vektörlerin ciddi yan etkileri gözlenmiş olup üretim yöntemleri de zahmetli ve yüksek maliyetlidir. Nonviral vektörlerin başında ise lipofektamin ve katyonik polimer bazlı taşıyıcı sistemler gelmektedir. Çevre kirliliğinin artması ve petrol kaynaklarının hızla azalması, polimer endüstrisinin yenilenebilir kaynaklara yönelmesine sebep olmuştur. Yenilenebilir kaynak olmasının yanında kolay bulunabilme ve düşük maliyet gibi avantajlara sahip olan bitkisel yağlar, polimerik malzemelerin üretiminde alternatif kaynaklar olarak görülmektedirler. Bitkisel yağlar bu çekici özelliklerinin yanı sıra kapsamlı kimyaları ile de ilgi çekmektedirler. Bitkisel yağlardan elde edilen monomerlerin çeşitliliği sayesinde çok zengin bir monomer ve/veya polimer havuzu oluşmaktadır. Ayrıca, yenilenebilir kaynaklardan sentezlenen polimerler yüksek biyouyumlulukları sayesinde biyomedikal uygulamalar için umut vaat etmektedirler. Önerilen projede, yenilenebilir kaynaklar kullanılarak polimer bazlı, özgün, hedefe yönelik nanotaşıyıcı sistemlerin geliştirilmesi ve CRISPR/Cas9 sisteminin hedef hücreye taşınması amaçlanmaktadır. Model hücre olarak HepG2 hücresi seçilmiş olup, hücre yüzeyinde sağlıklı hücreye oranla daha fazla sayıda bulunan galaktoz reseptörü hedef olarak belirlenmiştir. Geliştirilecek olan özgün nanotaşıyıcının galaktoz birimleri içermesi ve bu hedefleme birimlerinin HepG2 hücresi tarafından tanınması hedeflenmiştir. Projede, özgün ve hedefe yönelik nanotaşıyıcı sistemler geliştirilirken nanomisel ve nanojel bazlı olmak üzere iki sentez yaklaşımı benimsenecektir. Projenin nihai amacı, özgün bir model nanotaşıyıcı sistem geliştirmek ve bu sistemin CRISPR/Cas9 kompleksini hedeflenen hücrelere iletmesini sağlamaktır.